
Mesleğimin ilk yılları… Tecrübem çok değil gibi görünüyor ama binlerce hastaya ulaştım bile. Tecrübe dedikleri şey bambaşka bir boyut. Hayatına sirayet ediyor; düşünmeden yaptıkların bile tedavi oluyor. İlk yıllarda bunu söyleyebiliyorsam, ileride neler diyeceğim merak ediyorum.
Hastalarla en sık polikliniklerde ve acilde karşılaşıyoruz. Acil; hızlı, seri ve kaotik bir ortam. Kısa sürede çok sayıda hastayı değerlendirmek zorundayız. Her ailenin derdi farklı. Kimisi aşırı ilgili, kimisi aşırı ilgisiz. Aşırılıkların arasında dolaşıyoruz.
Çocuğuna aylardır bütün vitaminleri kokteyl yapıp veren, robot yetiştiren post-modern tek çocuklu aileler… Ve bir yanda sosyoekonomik durumu kötü, çocuğunu daha kucağına bile almamış, yaşını bilmeyen aileler… Hangisi daha kötü bilmiyorum ama ikisi de çocuğa zarar veriyor. Çocuğunu kariyer planlaması yapan bir takım koçu gibi oradan oraya koşturan aileler azınlık değil artık. Onların sayısı artıyor, onların devri…
Hayat bana yeni bir şey öğretti. Hayat nehir gibi; oradan oraya kıvrılıyor ve senden sadece yüzmen isteniyor. Hatta bazen sadece kendini bırakman, akışa teslim olman gerekiyor. Yüzme bilmeyen insanın çabaladıkça batması gibi, akışa teslim olmayan insan da kayaya çarpıyor.
Ailelere de bunu tavsiye ediyorum. Çocuğunuza bütün vitaminleri vermek, kan tahlillerinin mükemmel çıkması sizi iyi hissettirebilir. Ama ruhundaki vitaminleri de veriyor musunuz? Çocuğunuz, anne babasını sohbet ederken görüyor mu? Okuldan geldiğinde, “Günün nasıl geçti?” diye soruluyor mu? Ödevlerine yardım eden, öğrenmesine katkı sağlayan bir babası var mı?
Hadi çocuklarımızın vitaminlerini kontrol edelim. Akşam yemeğinde birlikte sohbet edelim. Aile olduğumuzu hissettirelim.
Daha fazla bilgi ve destek almak için Dr. Ahmet Sait Dilbirliği ile iletişime geçebilirsiniz.

